Onur 的个人资料HİÇ ELGİNİN ENKAZI照片日志列表 工具 帮助

日志


Sal veya Dünyalarını İçlerinde Taşıyanlar!


Gecenin "kör" saati. ayak bileklerimden alnıma doğru yürüyen bir akım, köpek havlamalarına karışıyor gecede...
kuyudan çıktığım an'lar.
 - bir kuyudan çıktım ben.
İnsan basit bir formül. hayır formül değil . insan basit.
basit istekleri var....
harflerden kelimelere, kelimelerden cümlelere ve SES! oluyorlar....
"dil" olmasaymış.
ağız dolusu sarfedilen sesler: en heveslileri, "en"leri öfkeyle çıkıyor,
"en" çok şidet dil'de hüküm sürüyor.
O'na "konuşmak" diyoruz.
başka çeşitleri de var: bağırmak, azarlamak, küfretmek...... DİL.
Sevgi sesleri var: duymak istenilen kelimelerden, cümlelerden kurulmuş. biraz daha masum.
kısır, yetersiz ve popüler. seslenilene "aynısını duymak istiyorum" mesajı var....
HADİ !DAHA YABANCIYIM, DAHA DA DAHA DA.....
YA-BAN-CI.
"yalnız yaşı olmayan ve dünyalarını kendi içlerinde taşıyan insanlara dayanabildiğimi görüyorum."
...............................
 
Sessiz bir hareket başlıyor, sessizliğin yakıcı hareketliliği, her susuş bir facia.
Konuşmaktan daha ağır susmanın sorumluluğu...
Bir eyleyen var bir de izleyen, eyleyen eylediğini niçin eylediğini bilirse ki nasıl eylediği bir tek kendi ilgisindedir-
İzleyici nasıldır?
İzleyici....
...................................
 
Sözler, gözler, izler... teğet geçiyor!
Dünyada sakin bir gün: kalanlar; içerde bir çocuk parçalanıyor, bir genç kırılıyor, bir kadın çözüle çözüle doğruluyor, ayaklanıyor...birisi hala acemi.
Kalanlar çıkıp çıkıp yüzeye aceleyle kuyuya iniyor.
İçerde rayından çıkıyor ol-an,
İçerde tırnaklar geçiyor ten'e,
Tırnaklar iyice içeriye...
Bölen, parçalayan, çözen bir şeyler içeride...

nihilart (S.T.)

Haziran'dan Eylül'e

 

Dedi ki benim elim kolum uzundur.

Dökerim, kırarım,çarparım, sakarım ben.

Sakın benden yüz çevirme...

Sonra;

Sık sık eli, kolu, bacağı...

Sık sık sakarlık

-Kadın her şeyi “sakarlık” sanıyordu...

kadın hiçbir şeyi sakarlık sanmıyor!

“Sığındım” ben sana dedi. Sığındım!

Ağladılar.

Gözyaşı en güzel ıslaklık.

 

-Yüreğinde kılıçla gezinmişti kadın-

kılıcını bıraktı.

Şimşek çakımı kadar bir zaman geçmişti...

Kadın hiçbir şeyi sakarlık sanmıyordu...

-Adamın adına kapalı hava diyorlardı. kadın onu  kızılderili yazı sanıyordu-

 

            seni seviyorum ama

            aşk artık burada kışlamayacak

beni seviyorsun ama

bu senin uzaklara gitmene engel olmayacak...

 

kızılderili yazının bittiğini yazıyordu gazeteler.

Şimşek çakımı kadar bir zaman geçmişti...

İçinde parçalanan

parça

parça

lanan

çığlık!

Eks

 

bir gecede gittimdi

hazirandan

eylüle...


nihilart (s.T)

 

Kraliçe Öldü, Yaşasın Kral!


Rüzgar hırçın.
Çok yoğun hissediyorum.
Rüzgarın, kendisini böyle hissettirmesi; yaşadığım hissini güçlendiriyor.
Bir kasırga gerek sonrasında...
 - Benim sağanak yağmurum "evet" demişti. "Sonrası da sel!"

Sel biraz daha öfkeli. Hatta daha çok.
Rüzgarın sel ile bir bağlantısı olsa bile, - daha önce böyle düşünmemiştim-
Sel öldürücü. Öldürücü ve basit.
Aslında zıt gibiler.
Ölümle yaşam arasındaki bağ ve zıtlık gibi mesela...
  - Kalbin duracak ve ıslah olacaksın!

Islah yaşarken nasılda imkansız gibi...
Doğal değil.
Havadaki bu elektrik beni sakinleştiriyor.
İnsanın "kendisiyle" konuşması güzel.
Kuyuda işler yoluna giriyor.
Arada bir yine yolundan çıkacak biliyorum.
Burada; kendine doğru yapılan yolculukda, her adımda, herşey daha basit ve aydınlık.
  - Düşlerimizle gerçeğin birleştiği bir yol yapsak mesela.

Yaşamdaki sessizliğimizin tersine vicdanımızla daha fazla söyleşsek.
Vicdanımız; ruhumuzun hazinesi.
Sesi güzel, soluğu taze ve konuşkan.
İçimizde ve çok keskin.
  - Farkında olmayanlar için -
Hiç durmaz o.
Rotası bellidir.
Sürekli yol alır.
VAR'dır.
Beynimizin, kalbimizin, gövdemizin içindedir.
Gözlerimizden her halimize yansır.
HER HALİMİZE.
O konuşurken dinlemek gerek.
Birgün....
Bildiğimiz hiçbirşey avutmaz bizi.
Bildiklerimiz sonuca engel olamaz.
O arada vicdanımız; bütün yargıların, bilgilerin, deneyimlerin ötesinde yol almaktadır...

  • nihilart (s.T)